Anasayfa / Kitap Öneri / Aşkın Gözyaşları Serisi Roman Özetleri

Aşkın Gözyaşları Serisi Roman Özetleri

Aşkın sırrı su yerine susuzluğu aramaktır. Aşkın sırrı Allah’tan Allah’a yakınlığı satın almaktır. Aşkın sırrı Rabb’imizin bize duyduğu sevgiden dolayı var olduğumuzu bilmektir. Aşkın sırrı hem aşık hem maşuk olmaktır.manevi Aşki arayanlar için severek okuyacağiniz Sinan yağmurun kitapları sizi alıp manevi huzura ulaştırmaktadır.

1. Aşkın gözyaşları Tebrizli şems:

Şemsin cocuklugundan,mevlanayla karşılaştıkları anı ve ayrılıklarını anlatan manevi anlamda sizi sürükleyen akıcı bir eser .Aşkı arayış ve şemsin mevlana yi buluşu .manevi aşkı anlatan bu eseri okuyamadan anlayazsınız ama biz özetleyelim

aşkın gözyaşları

Aşkın Gözyaşları Sinan Yağmur
Mevlana ile Şems arasındaki bağı anlatan Aşkın Gözyaşları – Tebrizli Şemsson zamanlarda okuyabileceğiniz en güzel Mevlana kitaplarından biri diyebilirim.

Kitabın arka kapak yazısını okuduğunuz andan itibaren zaten kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. Gerek Şems hakkında gerekse Mevlana hakkında çok güzel bilgiler sunan ve Allah sevgisine ve aşka farklı bir göz ile bakmanıza neden olan bu kitabı okuduktan sonra gözyaşlarınızı tutmanız da oldukça zorlaşıyor.

**********

Tebriz’de dünyaya gelen ve asıl ismi Muhammed olan Şems, asiliği ve kavgacı olması annesi tarafından dedesine benzetiliyordu. Annesi, dedesinin bu huysuzluğu ve geçimsizliği yüzünden ailesinin Horasan’dan buraya göç etmek zorunda kaldıklarını söylüyordu. Küçük yaşata medreseye giden Şems, 7 yaşında iken hafızlık eğitimine başlıyor ve kuranı tek okumada hafızasına yerleştiriyordu.

Bir gün teheccüt namazından sonra kuran okurken uyuyakalıyor ve gördüğü rüya sonucunda Kuran’ı açtığında Şems suresi ile karşılaşıyor. Bu nedenle kendisine Şems diye seslenilmesini istiyor o günden sonra adı Tebrizli Şems olarak telaffuz ediliyor.
Çocukluk döneminde Şems’e bir haller oluyor yemeden içmeden kesiliyor fakat gücü kuvveti hiç eksilmiyordu. Gasil haneler de yatıyor, tabut içinde sabahlayıp ölümü düşünüyordu. Bir aşk arıyordu.

Çareyi Şam’a göndermekte buluyor babası. Şam’a giden Şems aradığı aşkı orada da bulamayınca genç yaşta şehir şehir, ülke ülke gezip aşkını arıyor. Bu sırada hacca gidiyor ve arayışına orada da devam ediyor. Şam’da kaldığı zamanlarda hocasının aradığı aşkı Konya’da bulacağını söylemesi sonucu Konya yollarına düşüyor. Zorlu yolculuğundan sonra Konya’ya varan Şems, herkesin dilinde olan önünde saygı ile eğildikleri Mevlana ile camide karşılaşıyor. Aradığı aşkı bulduğuna inanan Şems, Mevlana’ya bir soru soruyor ve Mevlana ile göz göze geldiği an oraya yığılıp kalıyor. Gözünü açığında Mevlana’yı dibinde buluyor ve birlikte Mevlana’nın medresesine gidip orada baş başa kalarak halvette bulunurlar. Şems aradığı aşkı bulduğuna emin olmadığından Mevlana’yı istekleriyle sınıyıp, kendisine şarap ve kadın getirmesini istiyor. İsteklerini yerine getirince Şems anlıyor ki; diğer şeyhlerden farklı biriydi Mevlana, aradığı aşkın ta kendisiydi.

Gün geçtikçe bağlanıyorlardı birbirlerine namazlarını hiç geçirmeden günlerce oruç tutarak geçiriyorlardı zamanlarını. Bu durum halkın hiç hoşuna gitmiyordu Mevlana’yı göremez ve onunla konuşamaz duruma gelmişlerdi. Şems’e içten içe kızıyorlardı Mevlana’yı onlardan uzaklaştırdığı için. Şems bu durumun farkına varınca oradan sessizce ayrılmaya karar verir. Memleketi Tebriz’e oradan da Afganistan topraklarında divane gibi gezer. Mevlana ise Şems’in terk edişiyle deliye döner, Şam’a gider fakat izine rastlayamaz. Kendisini odalara kapatarak günlerce çıkmaz dualar eder ve sonunda yatağa düşer. Halk bu durumdan çok şikâyetçi olur ve Şems’in dönmesini isterler. Mevlana bir mektup yazar ve gönderir. Şems, onun bu hasretine daha fazla dayanamayarak cevap yazıp Konya’ya dönmeye karar verir.

Şems döndüğünde, Konya bayram yerine döner ve Mevlana’yla kavuşurlar. Halvetlerine devam edip namazlar kılıp oruçlar tutarlar. Mevlana Şems’in tekrar onu terk etmesinden korkar ve onu Konya’ya bağlamak için üvey kızı Kimya ile evlendirir. Mutlu bir yaşam sürerler fakat çok geçmeden Kimya hastalanarak vefat eder. Bu durum Şems’i çok üzer ve divaneye döner. Tıpkı, Konya’yı terk ettiğinde Mevlana’nın suskunluğu gibi susmayı tercih eder. Artık Mevlana’yı daha iyi anlıyordu.

Eşi Kimya hatunun vefatından sonra Şems’e küçük bir çocuk tarafından bez içinde sarılı bir not gelir. Açtığında içinden bir taş çıkar. Bu taş Haşhaşilerin öldürmek istedikleri kişiye gönderdikleri taştır. Çocuk, Şems’in şekerciler hamamına gitmesini söyler.

Hana gittiğinde 7 odanın yedisinde de bir derviş durur. Her derviş ayrı bir soruyla karşılar Şems’i. Şems cevaplarıyla son odaya kadar varır. Bu odadaki son derviş Tebriz’de iken, şeyhlerini rezil ettiği için geldiklerini söyler. Öldürüleceğinin farkına varan Şems, son bir istekte bulunur. Mevlana ile son kez görüşüp vedalaşmak ister. Bu arzusu yerine getirilir ve Şems Mevlana’ya her şeyi anlatıp, vedalaşarak tekrar hana gelir. Dervişlerden, namazda iken öldürülmesini ister. Abdestini alıp namaza durur. Şems suresini okurken sırtına gelen bıçak darbeleriyle orada vefat eder. Naşını feracesine sarıp en yakın bir kuyunun içerisine atarlar. Fakat içlerinden birisi Mevlana’ya gidip Şems’in kuyuda olduğunu anlatır. Mevlana Şems’i oradan çıkarttırarak Meram’da bulunan bağ evinin bahçesine defnettirir.

Ertesi gün elinde yeşil bir mendille yaşlı bir adam kapıyı çalar. Mevlana mendili alır, içinden Şems’in Mevlana’ya yazdığı bir not çıkar ve Mevlana oraya bayılır

Aşkın Gözyaşları 2
Yazımızı nasıl buldunuz ?
  • Beğendim
  • Mutlu
  • Üzgün
  • Kızgın
  • Canı sıkkın
  • Korkmuş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*